Yaşam kalitemizi arttırmak ve kendimizi daha iyi hissetmek için yaşlanma etkilerini elimizden geldiğince geciktirmek özellikle son yıllarda ön plana çıkmış durumda. Peki, bunların başında gelen cilt yaşlanması nedir ve önlemleri nelerdir.

Cildimiz bilindiği üzere vücudumuzu çevreleyen koruyucu bir kılıf niteliğindedir. Bu nedenle de diğer organlarımızdan farklı olarak hem içten hem de dıştan olmak üzere çift yönlü bir yaşlanma tipine maruz kalmaktadır. Zamanla çevresel ve bedensel faktörlerin etkisi ile cildimizde gözle görülür farklılıklar meydana gelir. Renginde değişme, nem oranı ve elastikiyet kaybı bunların en belirgin olanlarıdır. Yaş ilerledikçe sertleşip daralan damarlarımız cildimize daha az su ve besin taşımaya başlar ve cildin beslenmesi de temizlenmesi de oldukça zorlaşır. Diğer yandan içsel yaşlanma ile de cildimizin bağışıklık sistemi zayıfladığından dolayı enfeksiyonlara karşı oldukça dirençsiz bir hale gelir.

Yaşlanan ciltte nem oranı azalır, elastin lifleri yapısal olarak değişir ve bozulur. Renk üreten hücrelerin yapısı da bozulduğu için solgun bir görünüm alır. Yaş ilerledikçe yaşlılık lekeleri, siyah noktalar ve kırmızı lekeler ortaya çıkar. Özellikle kırışıklık cilt yaşlanmasının en belirgin sonucudur. Özellikle 30 yaş üzeri kadınlarda ve erkeklerde bu durum kaçınılmaz bir hal almaktadır. Ancak son yıllarda tıp ve teknoloji alanında yaşanan hızlı gelişmeler sonucu çeşitli tedavi yöntemleri uygulanarak cilt yaşlanmasını geciktirmek mümkün olmaktadır.

Yaşa ve cilt yapısına uygun olarak geliştirilen çeşitli tedavi yöntemleri sayesinde yıpranmış ciltte özellikle de yüz, boyun ve el gibi vücudun gözle görülen yerlerinde iyileştirme çabaları oldukça olumlu sonuçlar vermektedir. Cilt bakımında en önemli sır cildin temiz tutulması, nemlendirilmesi ve mümkün olduğu kadar güneşten korunmasıdır. Ancak cildin temizlenmesi işlemi cilt tipine uygun olarak yapılmalıdır. Bunun içinde bir uzman yardımı alarak cildinize en uygun bakım yöntemini belirlemenizde fayda var.

YUKARI
Bilgi Al
Bilgi Al x